Alıntılar:
- "Ama gerekli olan bir varlık, tümüyle olası olana karışmış olarak nasıl var olabilir? Öyleyse, Tanrı’yla evrendeki ilk kargaşa arasında ne fark var? Tanrı’nın kendi seçimlerinde mutlak bir her şeye-gücü-yeterliği ve mutlak bir özgürlüğü olduğunu doğrulamak, Tanrı’nın var olmadığını kanıtlamak anlamına gelmez mi?"
- "Evet, şimdi anlıyorum, yürüttüğüm sorgular sırasında aklıma gelen düşünce buydu. Bu görevden çekilmemin nedeni de buydu. Kötülerin güçsüzlüklerini soruşturma yürekliliği yoktu bende; çünkü bunların, ermişlerin güçsüzlüğünün aynısı olduğunu anladım.”
- Ermiş Martin’in kendilerini iyileştirmesinden, böylece de onları geçim kaynaklarından yoksun bırakmasından korktukları için, onun tansıklar yaratan bedeninden kaçan Touraine’li sakat dilencilerden biri geliyordu bana (life of brian
- "Doğru. Sürüden dışlananlardan söz ediyorduk. Yüzyıllar boyunca, Papa ve İmparator erk için giriştikleri savaşlarda birbirlerini parçalarken, dışlanmışlar gerçek cüzamlılar gibi kıyıda yaşamayı sürdürdüler; cüzamlılar, bunların, bu olağanüstü meseli anlayabilmemiz için Tanrı’nın düzenlediği bir simgesinden başka bir şey değildir; böylece, ‘cüzamlı’ derken, ‘dışlanmış, yoksul, saf, toplum dışına itilmiş, kırsal bölgelerden sökülüp atılmış, kentlerde aşağılanmış’ kimseleri anlayacaktık. Ama biz anlamadık; cüzamın gizemi bir hortlak gibi üstümüze abandı; çünkü işaretlerin niteliğini anlayamadık. Sürüden dışlanmış olsalar bile, onların tümü de İsa’nın sözüne dönerek köpeklerin ve çobanların davranışını suçlayacak ve bir gün onları cezalandırmaya söz verecek her vaazı dinlemeye ya da üretmeye hazırdırlar. Erk sahipleri her zaman anladılar bunu. Dışlanmışların toplumla yeniden bütünleştirilmesi, onların ayrıcalıklarının kısıtlanmasını gerektiriyordu; bu nedenle de, dışlandıklarının bilincine varan dışlanmışlar, öğretileri ne olursa olsun, sapkınlıkla damgalanıyorlardı. Dışlanmışlıklarının körleştirdiği bu insanlarsa, kendi adlarına, gerçekte hiçbir öğretiye ilgi duymuyorlardı. Sapkınlığın yanılgısı buradadır. Herkes sapkındır, herkes ortodokstur; bir akımın sunduğu inancın önemi yoktur; önemli olan sunduğu umuttur. Bütün sapkınlar bir dışlama gerçekliğinin bayrağıdır. Sapkınlığı kazı, altında cüzamlıyı bulursun. Sapkınlığa karşı girişilen her savaşın istediği tek şey şudur: cüzamlının olduğu gibi kalması. Cüzamlılara gelince, onlardan ne bekleyebilirsin? Üçleme doğmasının ya da Aşai Rabbani ayininin tanımının ne kadarının doğru, ne kadarının yanlış olduğunu ayırdetmelerini mi? Hadi canım, Adso, bu oyunlar biz okumuş adamlar içindir. Basit insanların başka sorunları vardır. Hem unutma, bunların tümünü de yanlış yoldan çözerler. Bunun için sapkın olurlar."
- Şimdi kendi kendime, duyduğum şeyin, benzerin benzeri sevdiği ve yalnızca ötekinin iyiliğini istediği arkadaşlık sevgisi mi, yoksa insanın kendi iyiliğini istediği ve yanında olmayanı, yalnızca kendisini tamamlaması için istediği kösnül sevgi mi olduğunu düşünüyorum. Geceki sevginin kösnül sevgi olduğuna inanıyorum; çünkü kızdan bende hiçbir zaman olmayan bir şeyi istemiştim; oysa o sabah kızdan hiçbir şey istemiyordum, yalnızca onun iyiliğini istiyordum ve onun, bir parça yiyecek karşılığında kendini vermeye iten acımasız zorunluluktan kurtulup mutlu olmasını diliyordum; ondan başka bir şey dilememek, yalnızca onu düşünmek, koyunlarda, öküzlerde, ağaçlarda, manastırı sevince boğan dingin ışıkta onu görmek istiyordum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder